Kayserigaz

Ewe
İletişim Anasayfa

Türkiye’de Doğalgaz

Türkiye’de Doğalgaz

Türkiye’de 2016 yılında doğal gaz tüketimi azalmış; petrol, kömür ve yenilenebilir enerji tüketimi artış göstermiştir.
2017 yılında ise petrol tüketimi %5,9 kömür tüketimi %10,6 artarken, doğal gaz tüketimi ise %15,87 oranında artmıştır. 2017 yılı için toplam doğal gaz tüketim miktarı 53,9 milyar m3 olarak gerçekleşmiştir.
Ülkemiz, doğal gaz ihtiyacının %99’unu ithalatla karşılamaktadır. 2017 yılında, doğalgaz ithalatının %52’si Rusya kaynaklarından gerçekleşmiş, İran ve Azerbaycan diğer ithalat yapılan ülkeler olarak paylarını korumuştur.
Doğal gaz tüketiminde 2016 yılındaki azalmanın sebebi, özellikle elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının artan payı sebebiyle elektrik üretiminde kullanılan doğalgazda azalma yaşanması olmuştur. Türkiye,2017 yılında toplam elektrik üretiminin %37’sini doğal gazdan sağlamış, bu pay 2016’ya göre %4 artış göstermiştir. Sanayi ve konutta kullanılan doğal gaz oranları 2016 yılına göre sırasıyla %8 ve %16 artış göstermiştir.
TEİAŞ verilerine göre, elektrik enerjisi üretiminde doğal gaza dayalı kurulu güç 2016 yıl sonu itibarıyla 23.063 MW olup, Türkiye’nin toplam kurulu gücünün %27,1’ini temsil etmektedir.
Toplam elektrik tüketimi 2017 yılında ekonomideki büyümeye paralel olarak %6 artışla yaklaşık 294.939 GWh’ye ulaşırken,2017 yılı tüm zamanların en çok elektrik tüketilen yılı olmuştur.

Ekonomik Büyüme Potansiyeli

Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle doğal gaz ve petrolün kaynak ülkelerden tüketici ülkelere ulaştırılmasında önemli bir güzergâh görevine sahiptir.
Doğal gaz, Türkiye’nin enerji tüketiminde büyük paya sahiptir. Diğer taraftan ülkemizin doğal gaz tedarikinde neredeyse tümüyle ithalata bağımlı olması, Türkiye’yi uluslararası enerji piyasalarında önemli bir piyasaya dönüştürmüştür.
Türkiye, gerek tüketim hacmi gerekse ekonomik büyüme potansiyeli ile küresel doğal gaz kaynağına sahip ülkeler için güçlü bir potansiyel alıcı konumundadır.
Türkiye, Jeopolitik Konumu Nedeniyle Doğal Gaz Ve Petrolün Kaynak Ülkelerden Tüketici Ülkelere Ulaştırılmasında Önemli Bir Güzergâh Görevine Sahiptir.
Şahdeniz II Sahası’ndan sağlanacak doğal gaz, genişletilen Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) üzerinden taşınması ile Türkiye sınırlarına ulaştırılacaktır. Bu doğal gazın bir kısmı TANAP boru hattı vasıtasıyla Türkiye’ye ve geri kalan kısmı da TANAP sonrasında TAP boru hattı bağlantısı ile Avrupa’ya taşınacaktır. TANAP boru hattı konusunda ortaklık anlaşmaları imzalanmış, inşaat aşamasına geçilmiş ve bu boru hattından Türkiye’ye ilk gaz tesliminin 2018 yılında gerçekleşmesi planlanmaktadır.
2016 yılında Rusya ile Türkiye arasında imzalanan anlaşma ile Karadeniz üzerinden Türkiye’ye doğal gaz taşıması planlanan Türk Akım Projesi’nin Hükümetler arası Anlaşması da imzalanmış olup 2017 yılı içerisinde inşaatında önemli yol kat edilmiştir.
2017 yılında Aliağa’da devreye alınan ilk yüzer sıvılaştırılmış doğal gaz terminali ve buna ek olarak 2018 yılında devreye alınan BOTAŞ’ın Hatay Dörtyol’da yatırımını gerçekleştirdiği yüzer LNG terminali, doğal gaz sektörünün liberalleşmesi ve arz güvenliğinin sağlanması açısından çok önemli rol oynamaktadır.
Bunun yanı sıra 2003 yılında ÇED olumlu kararı verilen ve 2013 yılında inşaatına başlanan Tuz Gölü Yer Altı Depolama Projesi’nde 1 milyar m3 kapasite ile başlanılmış olup proje kapasitesinin ileriki yıllarda 6 milyar m3’e çıkarılması planlanmaktadır.

Küresel Telekomünikasyon Sektörü

Dünya dijitalleşme ile beraber büyük bir değişim geçirmektedir. İnternete erişimi ve veri kullanımı sürekli artarken, son on yılda görülen data kullanım artışı, sektördeki şirketleri farklı iş modelleri aramaya itmiştir.
Hem rekabetçi koşullarda servis kalitesini artırmaya çalışan piyasa oyuncuları, hem de artan veri kullanımı ile beraber sürekli altyapı geliştirmek durumunda kalmışlardır.
Bu gelişmelere paralel olarak sunulan ürünler de değişmiş, OTT (over-the-tech) internet bazlı ürünler ile bulut bazlı veri depolama ürünleri iş modellerine eklenmiştir.
Bağlantısallığın gittikçe arttığı bir dünyada, sosyal medya, akıllı telefonlar, aplikasyonlar, akıllı ev uygulamaları, internet tabanlı çözümler tüketici davranışlarını da değişime uğratmaktadır. Dünyada sağlanan telekomünikasyon servislerinin yaklaşık %10’u OTT servisleri olarak tanımlanmaktadır.
Bu süreçte, eski teknoloji olarak nitelenen sabit hat telefon sektörünün gittikçe küçülen bir sektöre dönüştüğü ve yerini mobil servisler ile internet kullanımına bıraktığı izlenmektedir.
International Telecommunication Union’ın 2017 yılı verilerine göre, dünya çapında sabit geniş bant aboneliği penetrasyon oranı, %11,9’dan %13’lere çıkmıştır. Mobil geniş bant aboneliği ise %52,4’ten %56,4’e yükselmiştir. Yine aynı verilere göre, dünyada evde internet erişimi bulunma oranı %53,6 olarak açıklanmıştır. Gelişmiş ülkelerde aynı oran %84,4 olmakla beraber, gelişmekte olan ülkelerde bu oran %42,9’dur.
Mobil geniş bant ağ (3G ve üzeri) kullanım oranı, global popülasyonun %84’ünü oluştururken, kırsal kesimlerde bu oran %67’yi bulmaktadır. Dünya genelinde internet penetrasyon oranı kadınlarda %44,9 iken erkeklerde %50,9’dur.

Türkiye’de Telekomünikasyon Sektörü

Türkiye’de 2017 yıl sonu itibarıyla fiber internet abone sayısının toplam abone sayısındaki payı %3,3 olmuştur. Bu oranı düşük bulan Türksat, Turkcell Superonline, Vodafone ve Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği üyesi şirketler Türkiye’deki fiber altyapı sorununa çözüm bulmak amacıyla ortak altyapı şirketi kurulmasını planlamıştır.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu üç aylık verilerine göre, 2017 yıl sonu itibarıyla elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeci sayısı 451’dir. Bu işletmecilere verilen yetkilendirme sayısı ise 801’dir.
2017 yılı dördüncü çeyreğinde Türk Telekom ve mobil şebeke işletmecilerinin net satış gelirleri yaklaşık 10,4 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Diğer işletmecilerin net satış gelirleri ise 2017 yılı dördüncü çeyreğinde 3,2 milyar TL mertebesinde gerçekleşmiştir.
Toplam gelirlerdeki payını sürekli artıran mobil şebeke işletmecilerinin pazar payı 2016 yılında %58,1 seviyesine ulaşırken Türk Telekomünikasyon AŞ’nin payı %19,8 seviyelerindedir.
Geniş bant özelinde bakıldığında dünya ile benzer bir trend içerisinde olan Türkiye’de sabit telefon hattı kullanımının azaldığı, yerini internet kullanımına ve mobil servislere bıraktığı görülmektedir.
2017 yılı dördüncü çeyreği itibarıyla sabit telefon abone sayısı 11,31 milyona yaklaşırken, penetrasyon oranı %14,2 seviyelerine gerilemiştir.
2017 dördüncü çeyreği itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 68,9 milyon internet abonesi bulunmaktadır. 2017 yılında bir önceki yıla göre toplam internet abone sayısında %10,6 oranında artış gerçekleşmiştir.
Türkiye sabit pazar penetrasyon oranı 2017 yılı dördüncü çeyrek itibarıyla 11.308.444 abone ile bir önceki çeyreğe göre %0,3 artmış ve %14,2 seviyesine ulaşmıştır. Aralık 2017 itibarıyla Türkiye’de yaklaşık %96,3 penetrasyon oranına karşılık gelen, makinalar arası iletişim aboneleri dâhil, 77.800.170 mobil abone bulunmaktadır. 3G abone sayısı 10.249.690’a düşerken 4.5G abone sayısı 64.558.929 olmuştur.
3G ve 4.5G hizmetleriyle mobil bilgisayarlardan ve cepten internet hizmeti alan mobil geniş bant abone sayısı 56.944.673’e yükselmiştir. 2008 yılında 6 milyon olan geniş bant internet abone sayısı 2017 yılı dördüncü çeyreğinde 68,9 milyonu aşmıştır.
2017 yılı dördüncü çeyreğinde xDSL abone sayısı 8,7 milyonu geçmiş, fiber abone sayısı ise 2,3 milyonu aşmıştır. Kablo internet abone sayısı, önceki çeyreğe oranla %2,8 artarak 827.000’e çıkmıştır. Toplam internet abone sayısının yıllık artış oranı ise %10,6 olarak gerçekleşmiştir. Bunun 56,9 milyonu mobil abone iken 12 milyonu ise sabit geniş bant internet abonesidir.